28 Eylül 2011 Çarşamba

Türk Lirası Logo Yarışması

Dolar, Euro, Pound, Yen gibi para birimlerinin olduğu gibi Türk Lirasının da simge ile ifade edilmesi gündemde. Türk Lirasından 6 sıfır atılması sonrası logo ile bir itibar ve değer daha kazandırılması hedefleniyor. Bu nedenle TCMB Türk Lirsaına elle yazımı kolay ve akılda kalıcı şekilde temsil edebilecek bir simge belirlemek üzere, “TL Simge Yarışması” düzenliyor. Bu yarışmaya 18 yaşını doldurmuş her Türk vatandaşı katılabilecek ve yarışmanın birincisine 25 bin TL para ödülü verilecek. Yarışma başvuruları, 3 Ekim-31 Ekim tarihleri arasında. Yarışmaya ilişkin başvuru formuna ve ayrıntılı bilgiye Merkez Bankası’nın internet adresindeki "TL Simge Yarışması Şartnamesi" bağlantısından ulaşılabilecek. 
Bana göre TL'nin asıl önemli olan kısmı diğer para birimleri karşısındaki gerçek itibarının ve gücünün ne olduğu. Ayrıca TL miktarın yanına sadece küçük veya büyük harflerle "tl" yazılarak ifade edilmesini de gayet kolay buluyorum. Ancak logo kazandırılması ile Türk Lirası, 6 sıfırın atılması ve YTL olarak sembolize edilmesinden sonra yeni bir döneme daha girecekmiş gibi gözüküyor. Bu yarışma hevesli ve yaratıcı arkadaşlarımıza duyurulur. Zira yarışmanın 1. sine verilen 25 bin TL para ödülü hiç de fena değil.

Quantitative Easing, Operation Twist ve Etkileri

Amerikan Merkez Bankası Fed, ülkesinde başlayıp Avrupa'ya sıçrayan, son 3 yılda global ekonomiye damgasını vuran ekonomik krizi önleyebilmek ve ABD ekonomisini normale döndürmek adına çeşitli programlar ile para politikaları uygulamaya çalıştı ve çalışıyor. Quantitative Easing(Parasal gevşeme) ve Operation Twist ABD ekonomisini iyileştirmek adına hayata geçirilen önemli para politikalarından ikisi.

2000-2006 yılları arasında Japon Merkez Bankası(BOJ) tarafından deflasyonla mücadele amacıyla uygulanan quantitative easing(parasal gevşeme) politkası para basmanın modern bir yolu olarak nitelendiriliyor. Parasal gevşeme, faiz oranlarının düşürülerek piyasanın canlandırılamadığı zamanlarda merkez bankaları tarafından para basmak ve bu paraları tahvil,bono gibi menkul kıymet satın alarak piyasaya sürmek suretiyle uygulanıyor.
Parasal gevşeme politikasının Amerika'da vuku bulması ise 2009'da Fed'in ilk önce yeteri kadar nakit para basmasıyla başladı ve Fed hükümet borçlarının menkul kıymetleştirilmiş hali olan hazine bonolarını satın almak suretiyle hükümete yardım pakedinde kullanabileceği nakdi sağladı. Bununla birlikte banka bilançolarında yer alan, toksik denilen riskli enstrümanları ve bankaların hisse senetlerini nakit karşılığı satın aldı. Böylece hükümet harcamaları kısmayacak, bankalar da sağlanan nakitle kredi verecek, müşteri harcama yapacak ve nihayetinde talep canlanacaktı. Peki bu politika başarılı oldu mu?  Başkanlığını Ben Bernanke'nin yaptığı Fed, küresel mali krizde büyük yara alan ekonomiyi canlandırmak amacıyla Mart 2009'da ilk tur varlık alımına giderek piyasaya 1 trilyon dolar tutarında ek likidite sürmüştü. İstenilen sonuçları alamayan Bernanke, 2010'un mart ayında ikinci tur varlık alım programına giderek bu defa piyasaya karşılıksız 600 milyar dolar daha sürdü. Böylece 2009 dan bu yana Fed tarafından 1,6 trilyon $  piyasaya sürülmüş oldu. Fed'in ana hedefi harcamaların artmasını teşvik ederek, ekonomide büyümeyi sağlamak ve işsizliği azaltmak olan parasal gevşeme programı; sanayi endeksinin düşüşe geçmesi, büyüme rakamlarının aşağı yönlü revize edilmesi, fabrika siparişlerinin düşmesi, enflasyonun yukarı seyretmesi, işsizlik oranın %9,1'e yükselmesi gibi olumsuz veriler sonucu başarısız oldu.

Quantitative Easing programının başarısızlığa rağmen resesyondan çıkış yolu olarak üçüncü kez parasal gevşeme politikasının tartışıldığı geçen haftalarda ise dikkatler 20-21 Eylül tarihlerinde yapılacak Fed'in kritik para politikası toplantısındaydı. İki kez parasal genişleme gerçekleştiren FED’den yatırımcılar yeni bir parasal genişleme bekliyorlardı. FED bu kez parasal genişleme yerine ‘Twist Operasyonu’ adı verilen kararını açıkladı. FED ekonomiyi iyileştirme ve piyasalara güven verme adına  uzun süreli faiz artışı olmayacağını taahhüt etmek için ‘Operation Twist’ yani piyasadaki 3 yıldan kısa vadeli tahvilleri satarak yerine 6 yıldan uzun ve daha düşük faiz oranlı tahvilleri ve 30 yıllık tahvilleri koyacağını açıkladı. Kısacası Fed parasal gevşemenin enflasyonist baskıları artırmasıyla mecburen "Twist Operasyonu" nu uygulamaya koydu. Dünyada dolara dair sıkıntıların olması ihtimali de yatırımcının panikle dolara sarılmasına neden oldu.

Gelelim bu kararın ülkemizdeki etkisine. Günümüzde piyasaların birbirine her zamankinden daha fazla entegre olması bu kararların etkilerinin dünya ekonomileri ile birlikte ülkemizde de hissedilmesine yol açtı. Tüm dünya piyasalarında olduğu gibi ülkemiz piyasalarında da panik havası yaşandı. Bir önceki postta dolar-TL ve altın fiyatları hareketliliğine değindiğimiz gibi dolara hücum edilmesi bütün ülkelerin yerli para birimlerinin değerini düşürürken doları da daha değerli hale getirdi. Yatırımcı, yükselen dolar karşısında ne borsalara ne de emtiaya yatırım yapabildi. Çünkü ellerindeki emtiaları ve hisseleri satarak dolara çevirme yoluna gittiler. Bunun sonucunda da emtia fiyatlarında da başta altın olmaz üzere yüksek miktarda kayıplar meydana geldi.

Diğer yandan Fed'in Twist Operasyonu olarak adlandırılan kısa vadeli tahvilleri uzun vadeli tahvillerle değiştirme planı faizleri düşürmede başarılı olurken yatırımcıları ekonomik büyümeyi güçlendireceği konusunda tatmin etmemiş görünüyor. Zira uzmanlar programın ekonomiye nasıl destek sağlayacağını açıklama  konusunda Fed'in eksik kaldığı kanaatinde birleşiyor. Geçtiğimiz hafta alınan bu kararların sıkıntıda olan dünya ekonomisine nasıl etki edeceğini ilerleyen günlerde bekleyip göreceğiz.

26 Eylül 2011 Pazartesi

Altın Sert Düşüşte, Dolar Zirvede


Sene başından bu yana yükselişini sürdüren altın fiyatları ayağımızın tozuyla blogun ilk postunu yazdığımız bu günde sert düşüşler kaydetti. Eylül ayı başında 1920 $'a kadar yükselerek tüm zamanların rekorunu kıran altının onsu piyasalarda gün içinde 1530 $ seviyelerine kadar geriledi daha sonra günü 1630 $ seviyelerine çıkarak kapattı. Altının ağustos ayından bu yana yaklaşık 1 aylık değer kaybı ise %10,6. Altında bu gelişmeler yaşanırken serbest piyasada dolar 1,86 liraya çıkarak TL karşısında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Uzmanlara göre bu gelişmeler ise yatırımcının doları güvenli liman olarak görmesi ve FED'in uzun vadeli tahvillere doğru yönelişinin sonucu. Bu süreç doların bütün gelişmekte olan para birimlerine karşı değerlenmesini sağlıyor. Yani para gelişmekte olan ülkelerden çıkıp güvenli olarak gördükleri piyasalara yöneliyor. Bu gelişmeler yatırımcıların gelecek tahminlerini yeniden gözden geçirmelerine sebep olacak gibi duruyor.

Ön Yazı

Bilkent Üniversitesi, Bankacılık ve Finans bölümü mezunu olarak ekonomik, siyasal ve finansal gündemin her zamankinden daha yoğun olduğu şu günlerde iş,ekonomi,bankacılık ve finans dünyası ile alakalı konularda bilgi paylaşımında bulunmak, elimden geldiğince Dünya'dan ve Türkiye'den paylaşmaya değer güncel haberlere değinmek, yorumlamak ve istişare etmek, ekonomi üzerine yazarak kendimi geliştirmek, tanımak ve tanıtmak böylece içinde bulunduğumuz şu hareketli gündemde aktif biçimde rol almak amacıyla bu blogu açmış bulunuyorum. Hemen şunu da belirtmeliyim ki yukarıda bahsettiğim konularda henüz profesyonel olmamış birisiyim. Okulumun sunmuş olduğu teorik bilgiler, kendi araştırmalarım ve şu ana kadar edindiğim bilgi ve deneyimler doğrultusunda zamanım elverdiğince yazmaya çalışacağım. Bu blogda yayınlanan yazılar herhangi bir tavsiye niteliği taşımamakla birlikte değindiğim konularda hatalarım olabilir. Takip edenlerden ricam hatalarım olursa düzeltmeleri ve bu şekilde sürece katkıda bulunmalarıdır. Şimdiden okurlarımıza teşekkür ederim.